sahinyildirim.com
   kitaplar arasında


__________kimdir

_______eleştiriler

_______söyleşiler

______denemeler

________öyküler

_kitaplar arasında

_________yapıtlar

_________iletişim


                                                                                                                                                                                                                                                                       

 

 

            

                           

İMGELERİN İZİ

İmgelerin peşinde soyut bir yolculuk

İmgelerin İzi (Can yay.,2003), Erendiz Atasü'nün imgelerin peşinde bir yolculuğa çıkışının berrak anlatımıdır. Dört bölümden oluşan kitapta yazar, her bölümde, zaman içinde kimi dergilerde, gazetelerde, toplantılarda dile getirdiği görüşlerini bir araya toplamış ve bir bütünlük içinde okura sunmuş.

Edebiyat, Etik, Sinema ve Gezi Yazıları başlıklarından oluşan bu dört bölümde en çok yazı edebiyata dair. Zira, yazmayı kendisi için bir varoluş biçimi olarak algılamakta Atasü. Fakat, “edebiyat üstüne söz söylemek zordur.” Çünkü “ayrıntılar ve aykırılıklar sanatıdır edebiyat”(s.25)

Yazar, hemen her yapıtında olduğu gibi, İmgelerin İzi'nde de kadınlara ayrı bir önem vermiştir. O, kadınların belki “yeterince” değil de “derinlemesine” anlatılamadığını sezdirmektedir satır aralarında. Buradan hareketle yazarın, insanın iç dünyasına derin yolculuklar yapabilme yetisini unutmamasını vurguluyor. “Yazar edebiyatın asal işlevinden -gerçeğe ulaşabilme tutkusu uğruna, bir çocuğun önyargısız, dürüst merakıyla ve bir bilgenin kavrayışıyla soru sorabilme yetisinden- vazgeçmediği, daha doğrusu bu işleve yükselebildiği sürece, toplumsal devinimin ‘insan'ın içsel evrenindeki yansımalarını yakalayacaktır. Büyük bir yazarı iyi bir yazardan ayıran belki de bu özelliktir.” (s.26)

Yazarın,“toplumsal çareler” üretmek gibi bir varlık nedeni olmayacağını, asıl varlık nedeninin sorular sormak olduğunu belirtirken, insanın aklına, madem yazar da bir aydındır, öyleyse aydınların sorunlara çözümler; sorulara yanıtlar üretmek gibi bir sorumluluğu da yok mu, sorusu geliyor.

İmgelerin İzi'nde yakın geçmişimizle ilgili önemli saptamalar da yer alıyor. Kemalist Devrim sonrasında, “kadınlar gerçekten de büyük bir dönüşüm geçirmişler midir; kulluktan yurttaşlığa yükseliş kâğıt üzerinde kalmış, biçimsel ve özentili bir iddiadan ibaret değil midir?” (s.28) Ama zaten devrimler topluma homojen bir biçimde yayılmamıştır. Bunda “asker-sivil siyasi iktidarların Kemalist devrime ihanetleri”nin yanı sıra “kadın”ın birey olarak bir çabasının olmayışının da etkisi vardır. Çünkü “tarihin bize öğrettiği bir ders var: Kadının bireysel özgürlüğe kavuşabilmesi için toplumların belli bir siyasi olgunluğa ulaşabilmeleri gerekiyor. Bu siyasi olgunluk ise pek çok ekonomik, teknolojik, eğitimsel dönüşümden sonra gerçekleşebiliyor.”(s.38,39)

Her insan için, özellikle de aşkın kendini bulduğu “kadın” için aşk, bedeli ödenmiş bir tutku olarak çıkar karşımıza Erendiz Atasü'nün yapıtlarında. Ne yazık ki, toplum olarak aşk'a bakışımızın, onu sorgulayışımızın sakat olduğu inceden inceye vurgulanıyor İmgelerin İzi'nde.

Öykünün Erendiz Atasü'nün yazınsal yaşamında önemli bir yeri olduğu hemen anlaşılıyor kitabından. Çünkü yazın dünyasına öyküyle giriyor Atasü. Fakat kitapta öyküyle ilgili yazıların romana göre daha az yer aldığı gözden kaçmıyor. Oysa yazar, bu ilk gözağrısı ile ilgili çok daha derin, farklı ve lezzetli yazılar ekleyebilirdi kitabına.

İmgelerin İzi'nde Nâzım Hikmet'e özel bir ilgi göstermiş Erendiz Atasü. Bu ilgi yalnızca Nâzım sevgisinden ibaret değil; Nâzım'ın neden iyi bir ozan olduğunun, ozanlığında nelerden beslendiğinin, başarısını nelerin desteklediğinin izi sürülüyor. Denilebilir ki Nâzım konusunda bir bilinç oluşturmaya çalışıyor, şair olacaklara onu iyi tanımaya davet ediyor.

Tüm hayallerin gerçek olduğu kıta: Amerika. Erendiz Atasü, Amerika'nın bir düş gerçekleştirme ülkesi değil; bir düşyıkım merkezi olduğunu gezdiklerinden edindiği izlenimlere dayanarak anlatıyor. Çelişkiler, yoksulluklar kıtası Amerika'yı bir yazarın gözüyle görmek, çok daha farklı ve ayrıntılı algılamalara yol açıyor.

Her meslek alanında olması gereken “meslek etik”i'nin yazarlık mesleğinde de olması gerektiğini ısrarla belirtiyor yazar. Hatta yazılı bir etik anlaşması yapılmasını zorunlu görüyor. Onun etik konusundaki haykırışları, edebiyatın meta'ya döndüğü günümüzde anlamlı, olumlu ve onurlu bir ses olarak yükseliyor. Bu sese kulak vermenin gerekliliğine bilinçli her yurttaşın evet diyeceğine kuşku yoktur. Fakat, kimsenin bu konuda “tın”madığını görünce, sevgili Erendiz'in sesine “bilinçli” olarak kulak verilmediğini de düşünmeden edemiyor insan.

Bir yazarın beslendiği kaynakların neler olduğunu anlamak, yazarın ve aydının iç dünyasında yaptığı soyut yolculuklarda somut göstergelerle karşılaşmak için İmgelerin İzi iyi bir örnek oluşturuyor “deneme” dünyamızda. Her yazarın, yazarlık yaşının olgunluk döneminde bu tür yapıtlar vermesi önemsenmeli; bunu edebiyat dünyamız için bir kazanç saymalı, diye düşünüyorum.

Erendiz Atasü aşk, öykü, kurgu, anlatım gibi edebiyatın önemli öğeleri üzerinde çok daha yoğun durması gerekirdi. O zaman İmgelerin İzi lezzetini ikiye katlardı.

 

Erendiz Atasü, İmgelerin İzi, 237 sayfa/ Can yay. 2003

Cumhuriyet Kitap, 19.02.2004