sahinyildirim.com |
| kitaplar arasında |
__________kimdir _______eleştiriler _______söyleşiler ______denemeler ________öyküler _________yapıtlar _________iletişim |
|
|
|
“ORADA YOLLARDA” Kimi yazarlar vardır, onları bir kez okuduğunuzda başka kitaplar da okumak istersiniz ve doğru adımları attığınızda bir süre sonra bir okur olduğunuzu fark edersiniz. Ve o yazarlar, yazdıkları her yazınsal ürünle yalnızca estetik zevklerimizi tatmin etmekle kalmaz, bizim için öğretici de olurlar. Hasan Özkılıç o yazarlardan; onun kitaplarını okuyunca içinizde başka kitaplar okuma isteğinin uyanmaması, öğrenilecek daha çok şey varmış denilmemesi söz konusu değil. Hasan Özkılıç üç yıl aradan sonra Orada Yollarda adlı öykü kitabıyla çıkageldi.(Can yayınları, 2005) Niçin bu kadar ara, sorusunu sorsak sanırım vereceği yanıt Agora’yla ilgili olacak. Okurların bildiği gibi Hasan Özkılıç, Agora dergisinin Genel Yayın Yönetmeni; bir derginin, özellikle arkasında herhangi bir ekonomik desteğin olmadığı bir derginin çıkarılması, yayın yaşamında varlığını yıllarca sürdürmesi o derginin yazarlarının olduğu kadar okurlarının da özverisiyle ilgilidir. Burada hem okurları hem yazarları hem de Hasan Özkılıç’ı, Agora’nın yayın yaşamında ben de varım, diyen tavrı için kutlamak gerekir. Orada Yollarda kitabında yine okuru, öykücüleri sarsacak öyküler var mı diye merak ve ilgiyle okudum. Kuş Boranı’ndaki İstasyon,(1998) Şerul’da Beklemekteki Atımla Ben öykülerinden sonra yine öykü severlerin, kendini öykü yazmaya adamış genç yazarların ve yazar adaylarının iyi bir öykünün nasıl olabileceği konusunda çok şey öğrenecekleri öyküler aradım kitapta. Doğrusu, o iki kitaptaki onca güzel öykünün içinde iki öyküyü öne çıkarmakla bir yandan kitaplara haksızlık ederken, diğer taraftan öykü konusunda kılavuz arayanlara da bir imlemede bulunuyorum. Bana kalırsa her öykü yazıyorum ve öyküyü seviyorum diyenin Şerul’da Beklemek kitabını dikkatle, sindire sindire okuması gerekmektedir. Özellikle Atımla Ben öyküsü üzerine düşünmeliler; bir de bu öyküyü okuyup bitirdiklerinde kendileri de attan düşüp düşmediklerine dikkat etmeliler. Şimdi, Orada Yollarda kitabında da o güzel öykülerden kaç tane var diye baktığımda, bu kez bir haksızlık yapmak istemediğimi gördüm. Bu öyküler içinden hangisini öne çıkarsam diğerlerine haksızlık olacaktı. Şerul’da Beklemek’te olduğu gibi bu kitabında da çoğunluk yaşadığı yerleri, yani en iyi bildiği mekanları, kişileri, olayları öyküleştiriyor Özkılıç. Yaşantısal malzemenin öyküye dönüşürken ne gibi süreçlerden geçtiğinin ve nasıl öykü haline geldiğinin yetkin örneğini sunuyor okuruna. Yaşantısal malzemeden öykü çıkarırken kimi zaman bir öyküye ait herhangi bir olay, kişi, yer veya durum başka bir öyküde kısa çizgiler olarak karşımıza geliyor. Bu da önceki öyküleri anımsatmakta, böylece öykülerin izi bir başka öyküde sürülmeye devam edilmekte. Bu ise okurda merak duygusunu canlı tutuyor, okuru metne daha bağlı kılıyor. “Orada Yollarda” yazarı için farklı denemelerin de olduğu bir kitap. Birkaç öykü finali, konusu bakımından da alıştığımız Özkılıç öykülerinden değişik, ilgi çekici. Bu farklılıkları, bir yazar ne kadar usta olursa olsun kendini gelişmeye ve geliştirmeye açık tutmalı biçiminde yorumladım kendi adıma. Gerçekte de öykücü/yazar için durulan bir nokta yoktur; böyle olursa yazar kendini tekrar etmekten başka bir şey yapmamış olur. Hasan Özkılıç kendini yeniliyor, yinelemeye düşmemek adına. Elbet Hasan Özkılıç’ın oturmuş, sağlam bir kurgusu, yağ gibi akıp giden bir dili ve kendine özgü bir anlatımı var. Onun anlatımının bir özelliği de, belki en önemlisidir bu, eski zaman halk ozanlarının deyişlerini çağrıştırması. Fakat şöyle bir fark var Hasan Özkılıç ile o halk ozanları arasında; Hasan Özkılıç öykülerken günümüz öykücüsü olduğunu duyumsatıyor; bu da bana Özkılıç’ın gelenekten güç alarak öyküsünü, biçimini, dilini geliştirdiğini düşündürüyor. Hep söyler ustalar; öykümüzün geçmişini, geçirmiş olduğu evreleri ve o evrelerin ustalarını bilmeden öykü yazmak doğru değildir diye; işte Hasan Özkılıç bunu çok iyi özümseyen bir yazar. Özellikle genç öykücülerin bu ustadan çok dersler alacağı kanısındayım; bu kanımın doğru olup olmadığını ancak kitabı okuyunca göreceklerdir. Görsellik Her Yaştan Okuru Olan “Orada Yollarda” öyküsü “metanoya” sözcüğünü çağrıştırıyor; öykü kişisi başka bir yerde başkası olmak, orada yeni bir yaşama başlamak ister; böyle bir arayış içindedir. Belli bir olgunluğa gelmiş hemen herkesin bulunduğu yerden başka yerlere gitme (bu kaçma da olabilir) isteği vardır. Kırıklıklarımız bunu güçlendirebilir; ne var ki insan yaşadığı yere köklerinden bağlıdır; dalları filiz sürse de kökü bırakmaz onu; Orada Yollarda’da tam olarak bu var; gitmek ya da gidememek… Her öyküyü güzel yapan çeşitli ögeler vardır; bunlardan biri de anlatımdır. Yazarın dil üzerindeki egemenliği ve bu dille kurduğu anlatımı öyküyü unutulmazlar arasına sokabilir. Hasan Özkılıç her kitabıyla unutulmazlar arasına en az bir öykü gönderiyor, son kitabında bu sayıyı artıracağa benzer, çünkü bu kitabında öyküler üzerinde çok daha titizlikle durduğu, ince eleyip sık dokuduğu hemen belli oluyor. Onun öykülerinde gereksiz ayrıntılar, laf kalabalığı yok; karakterler konuşurken gevezelik etmiyorlar; neyi ne kadar söylemek gerekirse o kadar konuşuyorlar. Ah Ahuzer’de Ahuzer, sonunda sevdiği adamla aynı evi paylaşmak isteğine şu cümleyle başlar, bitirir: “ ‘Bir ev tut, burada, şehirde, seninle yaşayacağım.’dedi ‘İşimi bırakmam… Buradan, bu birahaneden hiçbir zaman ayrılmayacağım, hep çalışacağım. Bunu da kabul ediyorsan evi tut.” (s. 23 ) Adam, gönülden bağlandığı, uğruna yapamayacağı özveri bulunmayan kadının o, rüyasını kurduğu isteğine sadece, “ ‘Beraber yaşayacağız diyorum, o kadar.’” (s. 23) sözleriyle karşılık verir. Genç öykücülerden çokça söz edilen bir dönemde Özkılıç’ın öykü kitapları birer kılavuz gibi duruyor önümüzde; okumak, özümsemek ve “öykü” dediğimiz türün özelliklerinin güzelliklerinin, inceliklerinin ayırtına varmak adına. Öykülerde çok katmanlılığın yanı sıra anlaşılır bir anlatıma da sahip Hasan Özkılıç. Cambazlığa soyunmadan, çeşitli numaralar yapacağım diye didinmeden, kurnazlık sergilemeden, kabul edilebilir bir doğallıkla anlatımını sürdürüyor; dilinin “kendine özgü”lüğünü sezdiriyor. Orada Yollarda tıpkı Şerul’da Beklemek gibi kısa sürede ikinci baskısına girecek gibi. |
|||