sahinyildirim.com |
| kitaplar arasında |
__________kimdir _______eleştiriler _______söyleşiler ______denemeler ________öyküler _________yapıtlar _________iletişim |
|
|
|
ŞERUL’DA BEKLEMEK
Şerul’da Beklemek ikinci basımını(Can yay.) yaptı. Özkılıç, bildiği, tanıdığı, dostlarını ve çocukluk anılarını bıraktığı “o kent”ten sesleniyor okuyucuya. Hikmet ÇETİNKAYA, “Benim de bildiğim bir kent, ancak böyle anlatılabilirdi.” diyor.(Cumhuriyet) O kentin insanlarının “önemli” anlarına tanıklık ediyor. Bunu yaparken kimi zaman âşıklık geleneğine gidip o eski zaman ozanlarından biri oluveriyor; herkesin yolunu dört gözle beklediği, can kulağıyla dinlediği; kimi zaman da modern bir öykü ustası olarak çıkıyor karşınıza. Anlatımlarındaki bu değişik biçimler onun anlatmak istediğini formuna uygun anlatma isteğinden ileri geldiği kanısındayım. Söz yerindeyse, her sıvıyı aynı bardaktan içmiyor. Hangisi için hangi bardağı kullanacağını çok iyi biliyor. Böyle bir durum da yazar için sıra dışı bir zenginlik olarak algılanmalı. Bizim Eşkıya’da kahramanlaşan Hamit, halkın sevgisini kazanmış ve Azerbaycan halk kahramanı Kaçak Nebi’den sonra dillerde en çok dolaşan isim olmuştur. Çünkü o cesurdu ve dağlar onundu. Teslim olmayı asla düşünmemişti. Çünkü, “Eşkiya dediğin kaçağa düştü mü teslim olmayacak, ölecekti.” (s.13) Atlar’da, “O kentin en şenlikli yeri Aras Sineması” (s.23) ile makinist Alican’ın bütünleşmesi lirik bir dille anlatılmıştır. Yılmaz Güney, Ayhan Işık filmleri oynatılan sinemanın tek sorumlusu olarak bilinen Alican, elektrik sorununu halledince “bir başka” oluyordu. Hasan Özkılıç bir ilçe sinemasının içini anlatırken her şeyi bir sinema filmi gibi gözlerinizin önünde canlandırmayı canlandırıyor. Alican’ın insan ilişkilerindeki kendine özgü tarzı ve sıcaklığı insanları sinemaya çeken bir başka öge. Doğal olarak bu kitapta da okuyucuyu içine çekiyor. Alican yaşıyor mu bilinmez ama hâlâ insanları kendine çektiği bir gerçek. Şerul’da Beklemek adlı öyküsünde parçalanmış bir ulusun yoksul kızlarından birinin dramı anlatılırken, her şey sessiz sedasız, kimseler bilmeden sürüklenmeye başlıyor. Türk Cumhuriyetlerindeki Sovyet sonrası yaşamın gelip dayandığı noktada onurlu kalabilmek ne kadar mümkündür? Bir haber olarak gazete köşelerinde okuduğumuz yazılar bizlere, amiyane tabirle birer “hikâye” gelmektedir; oysa Özkılıç bu hikâyeleri sahici öyküler olarak sunuyor okuruna. “Dünyanın Çığlığı K” öyküsüyle bu öykü kadın olmanın ve bunu erkek egemen toplumda taşımaya çalışmanın ne kadar zor olduğunu çarpıcı bir biçimde dile getiriyor. Kadana’da atlara olan sevgisinin belki de temel nedenine açıklık getiriyor. Hasan Özkılıç, anlatmak istediği konuyu eline aldığında onu bir güzel yoğurup “öykü” dediğimiz elekten geçirip öyle getiriyor okuyucunun önüne. Sanatın her alanında baş koşul sayılması gereken içtenlik ve emek, bu öykülerde fazlasıyla var. O yüzden Hayri Kako Yetik, Özkılıç’ın “yalın, doğal, duru, akıcı dilini içtenliğine borçlu olmalı” demektedir.(Cumhuriyet Kitap, Sayı:667) Şerul’da Beklemek, hayatın içinden bir harmanlamadır da denilebilir. Birçok şeyi ortak olan aynı bölge insanının, yaşamdan beklentileri ve yaşam üzerindeki etkileri (etkisizlikleri) coşkun bir dille anlatılmış. Okuduğunuz her öykü sizi sarsıyor ve bir başka öyküye geçerken bu kez yeniden sarsılıyorsunuz. Kitap bittiğinde onu bir kez daha okuma isteğinizin beliriverdiğini görüp şaşırıyorsunuz. Hasan Özkılıç, Kuş Boranı (insancıl yay.) adlı ilk öykü kitabındaki okuru sıkıca kavrayıp ısıtan içtenliğinden bir şey kaybetmemiş. Belki Kuş Boranı da gözden geçirilip yeniden yayınlanmalı. Çünkü ilk gözağrısı olan Kuş Boranı Şerul’de Beklemek’in gölgesinde kalmıştır. Hasan Özkılıç, aynı zamanda Agora dergisini de yayın dünyamıza armağan etmiş bir isim. Dergicilik işinin ne kadar meşakkatli olduğunu bilen bilir; tüm bu zorluklarına karşın Özkılıç hem keyifle okunacak bir dergi çıkarıyor hem de böyle “belleğinize çakılıp kalan” öyküler üretiyor. Agora, edebiyat dünyamıza yeni yeni girmeye çalışan genç kalemlere bir umut olmayı, Özkılıç da öykücülüğümüzde kendi yerini emeğiyle genişletmeyi sürdürüyor. Öykü severler Hasan Özkılıç’ın neler yapacağını merakla bekliyor. Bakalım Özkılıç Şerul’da Beklemekteki çizgisini sürdürecek, hatta aşabilecek mi?.. Şerul’da Beklemek, her öykü yazarının/yazanın okuması gereken bir kitap. Hasan Özkılıç, Şerul’da Beklemek/ Can yay. 2.basım 2003
|
|||