sahinyildirim.com
   kitaplar arasında


__________kimdir

_______eleştiriler

_______söyleşiler

______denemeler

________öyküler

_kitaplar arasında

_________yapıtlar

_________iletişim


                                                                                                                                                                                                                                                                       

 

 

            

                           

Can Cep’in İkinci On’u

Cep kitapları… Benim öğrenciliğimde vardı böyle kitaplar; sonra onlar yerlerini “pembe dizi”, “beyaz dizi” gibi aşk, serüven içerikli kitaplara bıraktı. Bu cep kitapları denen; yani cepte taşınacak kadar küçük kitaplar hep ilgi çekmiştir. Çizgi romanlarda da bir zaman aynısı oldu. Herhangi bir kitapçıya gittiğinizde boyutları küçük, ederi de az kitapların tüm okurların dikkatini çektiği, belki ederi de az olduğu için o kitapların, çoğu zaman da meraktan, satın alındığını görürsünüz. Madem bu cep kitapları bu kadar ilgi çekiyor, o halde neden edebiyat değeri olan yapıtlar da bu kalıba sığdırılmasın!.. Can yayınları basın açıklamasında da buna benzer şeyler dile getirmişti zaten: “Günümüzün görselliğe dayalı kültür ortamında insanlar okuma alışkanlığından uzaklaşıyor. Can Yayınları, dünyada olduğu kadar ülkemizde de zengin bir geçmişe sahip cep kitapları geleneğini okuyucuya daha kolay ulaşması ve bu kitapların daha çabuk tüketilmesi açısından devam ettirme kararı alarak 1 Mayıs 2005 tarihinde Can Cep dizisinin ilk on kitabını okurla buluşturmuştu.” Bu ilk 10, Ahmet Rasim’in Güzel Eleni’si, Ferit Edgü’nün Binbir Gece’si, Richard F. Burton’ın Binbir Gece Masalları, Flaubert’in Saf Bir Yürek’i, Gogol’ün Neva Caddesi, Dostoyevski’nin Uysal Kız’ı, Yaroslav Haşek’in Aslan Asker Şvayk’ı, Franz Kafka’nın Bir Köpeğin Araştırmaları, Carlos Fuentes’in Aura’sı, Antonio Tabucci’nin Fernando Pessoa’nın Son Üç Günü’nden oluşuyordu. İlk 10, yabancı yazar ağırlıklıydı.

Evet, Can yayınları Celal Üster’in dizi editörlüğünü yaptığı Cep kitaplarının ikincisini çıkardı. Bu ikinci dizide de on kitap yer alıyor. Hepsi birbirinden değerli; hemen hepsi yazarının/yaratıcısının yazınsal özelliklerini ortaya koyan önemli örnekler. Seçilen örnekler, edebiyata kıyısından köşesinden bulaşmış okurların, pek okumak istemeyenlerin ve kendini edebiyatın içinde sayanların ilgisini çekeceği, üzerine düşüneceği türden. Bu bakımdan birinci dizide olduğu gibi ikinci dizinin on kitabı da oldukça güzel; kitapların seçiminde belli ki ayrı bir özen gösterilmiş. Yine de kimilerinin ilgisini çekmeyecek kitaplar olabilir; öyle tahmin ediyorum ki, en az yedisi hemen herkesin okuyabileceği, aynı zamanda bir yazınsal lezzet de alabileceği kitaplar: “Cemil Kavukçu’nun Nolya’sı, Erdal Öz’ün İki Deniz Öyküsü, Enis Batur’un Cep Meşkleri, Tahsin Yücel’in Ayna’sı, Faruk Duman’ın Pîrî Reis’in eserinden yola çıkarak yeniden yazdığı Yedi Deniz’i, Platon’un Kriton ya da Görev Üstüne’si, Flaubert’in Konuksever Aziz Julien Söylencesi, Homeros’un Odysseia destanından Tepegözlerin Mağarasında’sı, Anton Çehov’un Korkunç Bir Gece’si ve Aldous Huxley’nin Mona Lisa Tebessümü. İkinci dizide yerli yazarların ağırlık kazanmasını sevindirici bulmamak mümkün değil; kendi yazın serüvenini, yazarını bilmeyen başka yazınları ne kadar bilirse bilsin çok fazla anlamlı olmuyor. Homeros’un ölümsüz yapıtı Odyseia’dan yapılan alıntı da anlamlı. Tepegözlerin mağarasındaki savaşımı, metnin sürükleyici bölümlerinden biri, hem Odyseia’nın o kalın kitabını okumaktan gözü korkanlar için de güzel bir örnekçe oluşturuyor. Homeros, dünya edebiyatını yüzyıllardır etkiliyor, bundan sonra da etkileyecektir. Can Cep’in bu seçkisi Homeros’un bu etkisini merak edenler için bulunmaz bir fırsattır.

Huxley’in Mona Lisa Tebessümü 1922’de yazılmış uzun bir öykü. Bu kitabın önsözünde Celal Üster’in de dediği gibi, söz konusu öykü gerilimli havasıyla okuru içine çekiyor, bununla kalmayıp beklenilmeyen bir sonla noktalanıyor. Hem, Aldous Huxley’in öykü evrenini hem Mona Lisa Tebessümü’nün beklenilmeyen sonunu merak edenler için keyifle okunacak bir yapıt.
Gustave Flaubert’in Konuksever Aziz Julien Söylencesi, masal ve destan ögeleri taşıyan ilginç bir efsane. Anlatımı, lirik dili, tekniği ve kurgusuyla elbet öyküye yakın duruyor. Ama olağanüstü durumlarıyla destanları ve masalları anımsatıyor; bunun ötesinde de zaten bir efsaneyi anlattığını düşünmüş Flaubert.

Platon’un Kriton ve Sokrates’i karşılıklı konuşturduğu metin ise ayrı bir tatta. Doğruluk, hukuk, adalet, ölüm üzerine felsefi yaklaşımları ifade ediyor; yurttaşlık bilincinin bir tür sorgulaması bu. Kitabın sonuna Sokrates’in yaşamı da eklenmiş.
Çehov hayranları için Korkunç Bir Gece’de sekiz öyküye yer verilmiş. Seçkide, Çehov hayranlarını, onu bilmeyenleri şaşırtacak öyküler var. Dünya edebiyatının öyküdeki iki önemli ustasından biri olan Çehov’u henüz okumayanlar için bir bundan daha iyisi olamaz.
Bu dizide benim en çok dikkatimi çeken Faruk Duman’ın, Pîrî Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinden seçip yeniden yazdığı Yedi Deniz anlatısı. Faruk Duman Pîrî romanıyla zaten konuyu iyi bildiğini göstermişti. Yedi Deniz’i okuyup bitirince, keşke Faruk Duman’ın Pîrî’sini okumayıp şimdi okusaydım dedim kendime. Okurlara bunu öneririm.
Yedi Deniz’de yedi tane deniz anlatılıyor; bu denizlere kıyısı olan memleketler de tanıtılmaya, özellikleri belirtilmeye çalışılmış.
Enis Batur’dan Cep Meşkleri, Cemil Kavukçu’dan Nolya, Tahsin Yücel’den Ayna, Erdal Öz’den İki Deniz Öyküsü dizinin diğer kitapları. Cemil Kavukçu günümüz öykü edebiyatının önemli adlarından. Yergiden çok övgü alan bir yazar. Erdal Öz ise 50 kuşağının önemli ve etkin kalemlerinden. Cemil Kavukçu ile Erdal Öz’den öykülerin aynı dizi içinde yer alması diziyi daha anlamlı kılıyor. Tahsin Yücel ise bambaşka bir koldan giriveriyor bu diziye: ironiden. Ferit Edgü, Ayna’ya yazdığı sunuda Tahsin Yücel’den, “çağdaş Türk yazınının en büyük ironi ustası” diye söz eder, ki haklıdır; Ayna’yı okuyunca neden öyle dediğini daha iyi anlıyorsunuz.

Cebinize dünyalar sığar, slogan sözü Can Cep’te sınanıyor; sınandıkça da ne kadar doğru olduğu görülüyor. Her şeyden önce kitaplar boyutları ve hacimleri itibariyle sahiden de cepte taşınabilecek bir büyüklükte. Sonra çok kısa sürede okunabilecek uzunlukta. Aslında okumayı sevmeyen, okur olmak isteyen, belki de günümüzün onca kitabı arasında ne okuyacağına bir türlü karar veremeyen herkesin okumaya buradan başlaması doğru bir karar olacaktır; bu seçki herkesten çok onların işine yarayacak, diye düşünüyorum ve üçüncü on’u merak ediyorum.

Can Cep İkinci Dizi, Can Yayınları, 2005